|
HAYDİ
SOKAK KÜTÜPHANESİNE GİDELİM!.. Doğrusu
ben de pazar gününü sıkıcı, bugün ve ıssız bulanlardan biriyim.
Karanlık kış günleri biraz kitap, biraz TV,
biraz uykuyla gerie kaldı. Doğanın alabildiğine cömert günleri
de ağır ağır yerini kurak, sıcak günlere bırakıyor. Sıkıntı
yine başka kimliklere bürünecek. Hele pazar günleri! Ne
ki, biraz olsun soluk almak olası, günlerden pazar da olsa, Hayır,
gazetelerin rengarenk, bol dişili pazar eklerinden söz etmeyeceğim.
Pazarlar nasıl mı renklenir? Çok kolay, Bu koca ve kocamış kentin
neresinde olursanız olun Kadıköy’e ulaşmak zor olmasa gerek.
Pazarları Kadıköy bir başka şenlili uzun zamandır Sahildeki eski
iskeleyi ardınıza alıp, karşınızda size bakan, eski adıyla Şehremaneti,
yeni adıyla Belediye binasını geçtikten hemen sonra, Damga sokakla
postanenin kesiştiği köşeyi bulabilirsiniz kolaylıkla. Şimdi başını
kaldırıp çarşıya doğru uzanan yokuşa bir küçük bakış fırlatısanız,
büyük bir sokak kütüphanesine geldiğiniz sanısı uyanabilir sizde.
Kalabalıktan çekinme, ürkme gibi duyfularınızı bir kenara bırakıp,
bu insan selinin içine burununuzu uzatın bence. Neden mi? Evet,
biliyorum siz bir kitap seversiniz, ya da biraz daha ileri gidip bir
kitap kurdu olduğunuzu söyleyelim. Kii kitapları tezgahtan ilk siz
kapıyorsunuz. Zaman zaman da düşünüp almaktan vazgeçtiğiniz,
belki de bütçe sorunları yüzünden yanına yaklaşmadığınız birçok
kitap var. Evet, çarşıya uzanan bu küçük yokuşta o kitaplar yine
sizi bekliyor. Aralarında neler mi var? Neler yok demek daha doğru
olursa da, bulabileceğimiz kimi seçkin örnekleri analım isterseniz;
yerlere saçılmış binlerce kitabın arasından Faulkner’in
“Mayday”ı size el uzatıyor. Hemen yanıbaşında çıktığı günlerde
pek yanaşmadığınız, oysa hâlâ sizi bekleyen Alain Robbe
Grillet’nin “Kıskançlık”ı (La Jalousie) ve onun hemen üstünde
Robbe Grillet’nin yazılarının toplamı Yeni Roman edinmeniz için
sizi bekliyor. Hızla diğer sergilere şöyle bir göz attığınızda
bildik, tanıdık kimi yazarlarla ve yapıtlarıyla selamlaşabilirsiniz.
Marguerite Duras’ın “Moderato Cantabile”, “Parkta” ve
“Somut Yaşam”ı, Max Frische’in “Mavi Sakal” ve “Günce”si,
Pavese’nin “Plaj” ve “Çıplak Modeller”i, Saint Exupery’nin
“Kale”si Necatigil’in türkçesiyle Unamuna’nun “Yaman Adam”ı
Nietzsche’nin, Oruç Aruoba’nın yoğun bir çalışmayla dilimize
aktardığı “Dionysos Dithyrambosları”, Kawabata’nın “Uykuda
Sevilen kızlar”ı ve özellikle Saki’nin “İnsanlar, Hayvanlar ve
Yırtıcı hayvanlar”ı, bugünlerde yeni basımı yapıldığı halde
Nobel’li Nadine Gordimer’nin “July’ın İnsanları” ve varlığından
birçoğumuzun haberdar bile olmadığı Nevzat Erkmen’in “Uyak Sözlüğü”
kargaşada ilk seçebildiklerimiz. Dünya yazınından seçkin bir
yelpaze oluşturan bu kitapların yanısıra bizden de kitaplar var. Uç
beyi Ece Ayhan’dan “Defterler, “Yeni Defterler” ve “Yalnız
Kardeşçe”, Süreyya Berfe’nin şiirler toplamı “Ufkun Dışında”-
bir zamanlar şiir yayıncılığının damarlarını Ankara’da tutan
o güzelim Tan Yayınları’nın kimi şiir kitaplarıp “Küçük
Tragedyalar” (Metin Altıok), “Ölü Kitap” (İzzet Yaşar), “İlk
Kan (Ahmet Güntan) v.d... Kitapların yanında Gösteri, Milliyet
Sanat, Papirüs ve yaşatamadığınız Dünden Bugüne Çeviri gibi
kimi dergilerin eski sayıları, eksiklerinizi gidermeniz için bir fırsat
daha sunuyorlar. Sesenli
yılların kültür ortamının ürettiği ve ne yazıkki tüketmediği
bu yayınlar, kimi yayıncıları batırdıktan sonra, şimdi de kimi
toptancıların eline kiloyla düştüğünden gülünç denilebilecek
fiyatlarla bir kez daha ouyucusunu arıyor. (Bu da başka bir yazının
konusu ya, neyse.) Şiir
kitaplarının ik bin, diğerlerininse beş-on bin liraya alıcı
beklediği bu kültürel pazarda, kimi sahafların tezgah açtığını,
yeni kitapların % 30’a varan indirimlerle satıldığını, kasetçilerin
günün moda şarkılarını bangır bangır çaldığını, az ilerde
Nurullah Can’ın kitaplarını imzaladığını anımsatmaya yarar
var. Bu
şenlikli cıvıl cıvıl, çok sesli kalabalığın yokuşu tırmandıkça
sürdüğünü, çarşı içindeki küçük kiliseyi geçtikten sonra
eskicilerin “nur yağdırdığını” göreceksiniz. Sakın şaşırmayın.
Bu pazar sıkıntısını biraz olsun azaltabilmek çin Kadıköy’e uğrayın,
kitaplarla tanışın. İyi
kitaplar, iyi pazarlar.
|