|
KATHARİNA
BLUM ÜZERİNE... Katharina
Blum’un Çiğnene Onuru çağdaş toplumlardaki insan tekinin, yetke
ve erkle yüzyüze geldiğinde, bireyliğinin nasıl yok edilmeye çalışıldığını,
hele ortada bir suç varsa, bireyin bu suçla uzaktan yakından
ilgisinin olup olmadığına bakılmaksızın ne insanlık dışı
sorgulamalarla karşılaştığını, giderek öz varlığının nasıl
yıpratıldığını açımlayan, yapı sorunuyla, etkileşim sorununu
alabildiğine usçu bir biçimle çözümleyen ve bunu okura her sözcüğüyle
duyuran bir böll romanı. Toplumu
oluşturanların çoğu gibi Blum da sıradan bir insandır. Ne ki, günün
birinde bir adamla tanışması, ona duyduğu sevgi, polisle yüzyüze
gelmesine neden olur. Polis sorgulaması sırasında özel yaşamının
didik didik edilmesi, çağcıl toplumlarda hasıraltı edilen o insan
ilişkilerinin gün yüzüne vurması Blum’u şaşkına çevirir. Genç
kadın, yanında yöresinde öbeklenen varlıkları dostluklarını ilişkilerini
göz önüne sermemek için direnir. (Çünkü, törel ahlak, kişisel
yaşantıyla çelişir ve birey bambaşka bir boyutta suç’la yüzleşir.
Ne ki, Blum’un direnişi bilinçsiz bir direniştir. Blum,
büyük bir içtenlikle tek gecelik aşk’ını korumaya çabalar.
O’nun bu umutsuz girişimi kendi yıkımını da hazırlamatadır.
Polisçe aranan Götten’in kaçışıyla, olayın Blum’a bağlanması,
o’nda düğümlenmesi giderek Blum’un Götten’le aynı örgütten
olduğu savının ortaya atılmasına neden olur. geçmişiyle ilgili
veriler, her insanın yaşamında var olan gizler, yalan yanlış çözümlenerek
Blum’un kişiliğine onmaz lekeler sürülür. Burada polis örgtü,
kitle iletişim araçları, çıkarları doğrultusunda Blum’a yüz çeviren
toplum, özellikle tecimsel bir kazanç umuduyla insanların yaşamını
gerçek’ten uzaklaştırarak yansıtan, bu bağlamda da siyasel bir
kimlik edinen, olay yaratmak için çırpınan GAZETE, erk ve birey arasındaki
uçurumu yetkin bir biçimde simgeler. Blum’un
suçsuzluğunun kanıtlanması, Götten’in yakalanması olayın
polisiye yanının tükenmesidir. Blum’un kişisel yaşamını didik
didik eden polis ve yürüttüğü yıpratıcı yayınla GAZETE, genç
kadının onurunu ayaklar altına almıştır. Blum özgürlüğüne
kavuştuğunda bu kapanmaz yarayla baş başa kalır. Yaşamını alt üst
eden GAZETE’nin muhabirinin nasıl bir insan olduğunu görmek ister
(yara ancak öc’le kapanabilir!). Muhabir gazete adına bir konuşma
yapmak için Blum’un evine çağrıldığında (“İstersen konuşmaya
başlamazdan önce bir fişekleyeyim seni” bardağı taşıran son
damladır.) Ölümle yüzleşir; Blum tabancasını ateşler. Böll,
anlatımında alabildiğine yansızdır. Gerçeklik bir parça göz ardı
edilse, roan bir melodrama dönüşebilirdi. Yer yer kuru bir anlatımı
yeğleyen yazar, okurun zayıflıklıranı kullanmamaya da özen gösterir.
Topumun hemen hemen tüm kesimlerine yönelttiği eleştiriyi -aydınlar,
sıradan insanlar, polis, kitle iletişim araçları Blum’a yöneltmekte
de gecikmez. Blum tutuklandığında Götten’le tutukevinden çıktıktan
sonra kuracağı mutlu yuvayı düşlemektedir. Böll eleştirel bakışını,
yer yer gülmece öğelerini de kullanarak oluşturur. Eldeki
tüm verileri ortaya koyarak yola çıkan yazar, daha baştan olayın
gizemsel yanlarını yok etmiş, toplumsal bir açımlamaya girişmiştir.
Ne ki, bunu yapmakla roman sürükleyiciliğinden hiçbir şey yitirmemiş.
Özellikle GAZETE olayının, Blum’un yaşadığı serüvene katılması,
giderek bir cellat’a dönüşmesi ve yaratılan çatışma günümüz
toplumlarının ince bir eleştirisini getirmektedir. Romana
çok şey katan, romanın onurunu çiğnemeyen Türkçe’si için Ahmet
Cemal’i kutlamak gerek.
|