|
O
KİTAP, BU KİTAP, ŞU KİTAP! Sizi
bilmem ama ben bir kitabı kapağından okumaya başlayanlardanım. Arka
kapaklardaki o kıytırık methiyelerden söz açmıyorum. Kapak bir üst-okumadır;
dıştan içen doğru. Kapak tasarımcısını söz konusu metni -bu her
zaman bir metin olayabilir- nasıl algıladığını, kime ne iletmek
estediğini açıkça belgeler. Tasarımcı dedim; çünkü kitap kapağı
oluşturmak, yani nene olan kitabın suretini yaratmak grafiker işi değil
bana kalırsa. Kitabın satın alınan, seçilen bir nesne olduğunu
biliyoruz. Tasarımcının yorumu, bizi seçimimizde yönlendirmek bir
yana, okuma yolunda da bir seçime, en azından bir eğilime doğru yönlendirir.
Bu da gösterir ki kitap kapağına verdiğimiz bunca önem boşuna değil.
Yazık ki, son yıllarda birkaç yayınevinin özenli, kitaba değer
veren çabalarını saymazsak, yayıncılarımı bu konuda duyarsız, Çoğun
bir ressamın, ya da başka bir yaratıcının ürünün kesip, kitap ve
yazar adının altına yapıştırarak -gerçekten böyle bu- güzel
kapaklar ürettiklerini sananlar var. Üstelik çoğu da ürününü
izinsiz kullandıkları sanatçının adını ve yapıtın
özelliklerini anma inceliğini göstermeden. Neyse ki birkaç
yayınevi ve birkaç tasarımcı (ya da bir tasarımcıyla çalışmak
sorumluluğunu duyan birkaç yayınevi demek daha doğru) itap kapağı
konusunda çağdaş eğilimlerin ürünlerini veriyorlar. İçten dışa
doğru yönelen bu okuma-yaratma biçimi, yarattığı etki yönüne
bakarak, kendi aynasında kırılarak kitap içine doğru da yönelmeye
başladı. Kitap kapağında görülen özenler ve yei sunum arayışları
kitabın tümüne yayılarak kapak tasarımından kitap tasarımına doğru
yol alıyor. Kapak
tasarımında De yayınlarıyla iyice belirginleşen ve Ada yayınlarıyla
kitap tasarımına doğru yönelen bu çağdaş çizgi, günümüzde İyi
Şeyler, YKY, Harf, İletişim, Altıkırkbeş, Nisan, Korsan, Şiir Atı,
Telos, Oğlak, BDS, Kavram vb. yayınevlerinde ilginç ve değişik ürünlerin,
çoğu zaman kitapla örtüşen doğru tasarımların ortaya çıkmasını
sağlıyor. Bu alanda ürünlerini ilgiyle izlediğim Bülent Erkmen,
Sadık Karamustafa, Savaş Çekiç, Hakkı Mısırlıoğlu, Tibet Sanlıman,
Ümit Kıvanç, Naslı Ongan ve zaman zaman Mehmet Ulusel gibi kapak,
dergi ya da itap tasarlayan isimler birkaç kitaba attıkları imzalarla
o yapıtlara ve o yapıtları yayınlayan yayınevlerine büyük katkılar
sağlıyorlar. Diğerlerinden ayrılma eğilimiyle yaratılmış kimi
yapıtların, imaj ve sunumlarında da belli bir ayrımı yaratıyor
tasarımcılar. Yayıncılığımızın
sorunlarının hâlâ çözülemediği günümüzde lüks gibi görünen
bu çalışma ve sunuş biçimi kimi yayınevlerinin ayakta
kalmasını sağlayacak etkenlerden biri. Ne ki, zevkli ve doğru bir
tasarım her zaman da paraya dayanmıyor. Yukarda isimlerini anmaya çalıştığım
tasarımcıların çoğu bugüne dek ürettikleri işlerin çoğunda yayınevlerinin
koşullarını zorlamadan, herhangi bir yayınevinin herhangi bir kitap
tasarımının ya da kapağın oluşturulmaması için, uygun koşulları
da göz önünde bulundurarak (hatta uygun olmayan koşullarla; ötü
basımevleri, özensiz bir renk ayrımı ve kısıtlı bütçelerle) üretiyorlar
sanırım işlerini, birkaç aykırı örnek dışında. Doğru tasarım
kitabı okura ulaştırma yolunda çok önemli. Ne ki tasarım da tek başına
hiçbir etki bırakmayabiliyor. Ne de olsa kötü bir kitabı, iyi bir
kapağın ya da tasarımın sattıramayacağını gördük, biliyoruz,
biliyorsunuz, biliyorlar mı?
|